Teknoloji devi Apple ile Avrupa Komisyonu arasındaki gerilim giderek tırmanıyor. Bu gerilimin son halkası ise, MacPaw’ın Avrupa’da hizmet veren popüler alternatif uygulama mağazası Setapp için aldığı flaş karar oldu. Şirket, Setapp’ın Avrupa’daki faaliyetlerini durduracağını açıklayınca, Apple ile Avrupa Komisyonu arasında yeni bir karşılıklı suçlama ve baskı süreci yeniden alevlendi.
Apple, Avrupa Komisyonunu belirsiz kurallar ve siyasi baskıyla suçluyor
MacPaw’ın geri adım atmasının ardından Apple hızlı bir şekilde resmi bir açıklama yayımladı. Bloomberg’in paylaştığı bilgilere göre şirket, yaşanan bu durumdan doğrudan Avrupa’daki düzenleyici kurumları sorumlu tutuyor. Apple, komisyonu halkı yanıltmakla ve hedefleri sürekli değiştirerek “siyasi oyalama taktikleri” kullanmakla suçluyor. Şirket yetkilileri, ekim ayında resmi bir uyum planı sunduklarını ancak aradan geçen süreye rağmen hâlâ net bir yanıt alamadıklarını vurguluyor. Apple’ın açıklamasında, “Avrupa Komisyonu, bizzat talep ettikleri değişiklikleri uygulamamıza izin vermedi” ifadeleriyle oklar düzenleyici makamlara çevriliyor.
Dijital Pazarlar Yasası (DMA) kapsamında platformunu üçüncü taraf uygulama mağazalarına açmak zorunda kalan Apple, bu sayede Epic Games ve AltStore gibi girişimlerin iOS ekosistemine adım atmasının önünü açmıştı. Ancak geliştiriciler, şirketin koyduğu karmaşık kurallar, teknik kısıtlamalar ve yüksek komisyon ücretlerinden şikayet etmeyi sürdürüyor. Avrupa Komisyonu’nun, Setapp’ın Avrupa’daki faaliyetlerini durdurma kararından dolayı Apple’ın iş koşullarını esnetmemesini sorumlu tutması beklenirken, Apple bu tür iddiaları reddederek sorunun asıl kaynağının belirsiz ve değişken regülasyonlar olduğunu savunuyor.
Spotify ve Epic Games’in de aralarında bulunduğu Uygulama Adaleti Koalisyonu ise Apple’ın politikalarının yıllardır rekabeti bastırdığını ve yenilikçi girişimlerin büyümesini zorlaştırdığını öne sürüyor. Öte yandan alternatif uygulama mağazalarının yaşadığı sıkıntılar yalnızca Apple tarafıyla sınırlı değil. Android ekosisteminde uzun süredir üçüncü taraf mağaza seçeneği bulunsa da kullanıcı alışkanlıklarının kolay kolay değişmediği, Google Play gibi ana mağazaların hâkimiyetini büyük ölçüde koruduğu görülüyor. Bu da, hukuki baskı artsa bile kullanıcı davranışının kısa vadede radikal şekilde dönüşmediğine işaret ediyor.
Düzenleyici kurumlar, Apple gibi büyük platformların belirli koşullarda ücret alma hakkına sahip olduğunu kabul etse de, tartışmanın odağında “ne kadar” ve “nasıl” soruları yer alıyor. Ücretlerin düzeyi, yapısı ve geliştiriciler üzerindeki fiili etkisi konusunda taraflar arasında hâlâ ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor. Görünen o ki, hem Apple hem de Avrupa Komisyonu açısından geri adım atılması zor kırmızı çizgiler söz konusu. Herkesi memnun edecek dengeli bir model bulunana kadar bu yasal ve siyasi mücadele farklı cephelerde devam edecek gibi duruyor.